İdari Mahkemelerin 2 kez iptal ettiği Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamındaki Ankara Mamak’taki gecekondu yıkımları sürüyor. Mamak’ta Kentsel Dönüşüm projesi adı altında başlatılan ve özellikle Derbent, Üreğil mahallelerinde sürdürülen yıkımlara idari mahkemelerin iptal kararı vermesi sonucu Büyükşehir Belediyesi tarafından “Arsa Karşılığı ev sözleşmesi” ve “TOKİ” anlaşmaları adı altında devam ediliyor. Derbent mahallesinde halk ev vaadiyle kandırılmaya çalışılarak ve Belediyenin yıkımların başlangıcından beri uyguladığı yıldırma ve tedirgin etme politikasıyla Belediye’nin hazırladığı sözleşmeyi imzalamak zorunda bırakılıyor.
Belediyenin açtığı sözleşme imzalama bürosu adeta “İkna” odaları gibi çalışarak halk Belediyenin hazırladığı ve en kötü şartları içeren sözleşme imzalattırılıyor.
Belediyenin hazırladığı sözleşme şartlarına göre hak sahiplerinin çoğu 10-20 milyar ve daha üstü meblağlarda borçlandırılarak, ne zaman verileceği belli olmayan evler vaat ediliyor.
Halk özellikle ilk yıkımlardan sonra elektriklerin sık sık kesilmesi, suların kesilmesi ve yıkılan evlerin enkazlarının toplanmamasıyla tedirgin edilerek yıldırılmaya tedirgin edilmeye çalışılıyor. Mahalleyi çöplük içinde, yıkılan evlerin enkazları ve patlayan lağımlarla baş başa bırakmayla yetinmeyen Büyükşehir Belediyesi evleri telefonla arayarak, yazılı kâğıtlar göndererek ve mahalleye sık sık gelen yıkım ekiplerinin bizzat çağrılarıyla “evlerinizden çıkın, sözleşmeyi imzalayın, yoksa Belediye kamulaştırma yapacak hiçbir hak talebinde bulunamazsınız” diyerek halk korkutulmaya çalışılıp sözleşme imzalatılıyor.
Bugüne kadar 1100, Kasım ayında ise 50-60 civarında ev bu koşullarda yıkıldı, sayısı net olmamakla birlikte daha ev sahibinin de sözleşmeyi imzaladığı bilinmekte.
Sözleşmeyi imzalamadığı halde mahalle halkından evleri yıkılanlar da bulunmakta. Erol UYAR’ın evi 21 Kasım’da yıkıldı. Belediye tarafından verilen cevap ise “Yanlışlıkla yıktık” oldu. Yine Yusuf UZUN ve Rafet Doğan KARACA’nın evleri kendi rızaları olmadan ve sözleşmeyi imzalamadıkları halde “Boş duruyordu” gerekçesiyle yıkıldı ve ev sahiplerine “biz yıkarız tazminat davası açılsın” dendi. Yine ev sahiplerinden Yusuf KANGAL’ın kendisinin anlaşıp imzalamamasına rağmen eşinin sözleşmeyi imzalaması sonucu hukuksuzca elektriği ve suyu kesilmiş durumda.
Derbent’teki ilköğretim okulu öğrencilerinin velilerinin verdiği bilgiye göre okulun yarıya yakın mevcudu boşalmış durumda. Öğretmen sayısı düşmüş ve okulun yıkılacağı bilgisi tartışılmakta.
Derbent Mahallesi sakinleriyle yaptığımız röportajda da Büyükşehir belediyesine ve bugüne kadar yapılan yıkımlara ve bugün mahallenin bulunduğu duruma karşı duyulan öfke dile getiriliyor.
Ankara Haklar Dernekliler Derbent Mahallesine giderek halkla görüştü. Kandırılarak, yıldırılarak, evleri başlarına yıkılarak mağdur edilen halk şunları söyledi:
ZİYA HANÇER: Derbent’ten Yeşilöz’e (Kayaş bölgesine) kadar günde 20 ev kesin yıkılıyor. Yıkım ekibiyle birlikte kepçe ve 10 tane hurdacı dolaşıyor, ortak çalışıyorlar. Hem telefonla arıyorlar, hem bildiri gönderiyorlar. Bildiride gelin, Belediye’ye evinizi verin, vermezseniz kamulaştırırız. Yıkım ekipleri geliyor. Gelin evinizi verin, vermezseniz kamulaştıracağız, hiçbir şey alamazsınız diyor. Yıkıma geldikleri zaman elektriği kesiyorlar (ara sokakların) sonra ekip gidiyor istediği yeri yakıyor istediğini yakmıyor.
Bizim düşüncemiz kesinlikle evler verilmiyor. Mamak köprüsünden Elmadağ’a kadar seçim zamanı hiçbir partiyi koymayacağız mahalleye. Halkın oturduğu konuta enkaz bedeli diyor. Konut enkaz olur mu?
AZİZ İZCİ: Evimizi vermeyeceğiz. Mecbur kalırsak vereceğiz. Doğru dürüst anlaşmaya yanaşıp bizimle anlaşmadıktan sonra hiçbir şey vermeyeceğiz.
Derbent Çorum Mahallesi halkı:
RIDVAN…: Sadece Kasım ayında Çorum mahallesinde 10 civarında ev yıkıldı. Ev sahipleri kendileri gidip sözleşmeyi imzaladı. Ajan türü insanlar var birkaç tane. Onların etkisiyle ve insanlar üzerinde psikolojik baskısıyla gidenler oldu. Bu tarafta belediye evlere telefon etmedi. Kentsel dönüşüm altında rant kavgası var. Vatandaşı düşünme havada kalır. Kriz nedeniyle insanların büyük çoğunluğunun yaşam düzeyi alt üst olacak, zaten geçim sıkıntısı çekiyoruz. Bir de barınma sıkıntısı olacak. Giden kaypaklar gitti. Kalanlar kaldı.
ELİF YILMAZ: Son bir ayda 10-15 ev yıkıldı. Herhangi bir bildirim gelmedi. İnsanlar sözleşmeyi imzalıyorlar “Al bunu ye Melih Gökçek dedi bu millet”, ben böyle diyemem. Gelip yıkıp bırakıyorlar, çamurdan, tozdan dışarı çıkamıyoruz, cam, kapı açamıyoruz. Belediyenin arabalarından rahatsızız. (Yıkım bölgesinin yanındaki köprü inşaatından kaynaklı gelip geçen) Bizi kim koruyacak Gazi Şahin dedim Belediyenin önündeki basın açıklamasında, bu kadar polis seni koruyor.
Sonuna kadar direneceğim. Son kalırsam da Melih Gökçek gelecek aynı masada konuşacağız. Evimizin değerini vermiyor. Evimizin değerini versin verecekse. Aynı evimizin yerinden versin. Yoksa dayak gibi duruyorum. Erkekse gelsin evimi başımı vursun.
Pakize…: Yapsın buraya binayı, biz de burada evimizde oturalım. Hakkımızı versinler. Evimizi vermiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder